Karar...

23/11/2009


Ani bir kararla blogdaki bütün yazıları sildim. Artık herhangi bir yazı yayınlamayacağım... Hürmetler

Etiketler : edebiyat,karar


Senden bilirim yok bana bir fâide ey gül!
Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül
Etsem de abestir, sitem-i hâre tahammül
Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül.


Ellerle o zevk etti ben ateşlere yandım
Çektim o kadar cevr ü cefasın ki, usandım,
Derlerdi kabul etmez idim, şimdi inandım
Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül.


Gördüm açılırken bu seher goncayı hâre
Sordum n'ola bu cevr ü cefa bülbül-i zâre
Bir âh çekip hasret ile dedi, "ne çâre"
Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül.


Bîgâne edâdır bilir ol âfeti herkes
Ümmid-i visâl eyleme ondan emelin kes
Beyhûde yere âh u figân eyleme Nevres
Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül.

Osman Nevres

Etiketler : osman nevres, şarkı, divan şiiri

Bu hikâye, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Milli Savaş Hikayeleri adlı eserindedir.

Yakup Kadri edebiyat hayatına Fecr-i Ati topluluğuyla başlamıştır. Fecr-i Ati topluluğunun şiir anlayışı "Sanat şahsi ve muhteremdir-yani sanat kişisel ve saygıdeğerdir-" şeklinde özetlenebilir. Zengin hayallerle ve çağrışımlarla dolu bir edebiyattır. Fakat daha sonraları Yakup Kadri topluluğun dağılmasıyla Milli Edebiyat akımı ile yoluna devam etmiştir. Elbette patlayan milli mücadele sırasında aldatıcı hayallerin peşinden değil, vatanın peşinden gitmeliydi. Bu hikayede de Fecr-i Ati ve öncesinde yaşayan Serve-i Fünun edebiyatının hayallerle dolu dünyasına bir eleştiri de yöneltilmiştir.
Hikayede şehit olan ve eşyaları mezatta satılan asker Servet-i Fünun dönemi şiirlerini ve romanlarının okuyan bir askerdir, ancak vatanı için savaşa katılmış ve hayallerinin değil, vatanının peşinden giderek vatanı uğruna ölmüştür. Nasıl Yakup Kadri Fecr-i Ati edebiyatının anlayışını bırakarak Milli Edebiyata yönelmişse askerimiz de sevgilinin aşkından vatan aşkına yükselmiştir.

"Polatlı'dan top sesleri duyulduğunda artık sevgilinin peşinden koşamazdık."

Etiketler : yakup kadri karaosmanoğlu,bir şehit mezadı,milli savaş hikayeleri

Cânın kimi isterse görüş gayrı karışmam

Küstüm sana ben nâfile yalvarma barışmam

Haddim bilirim yâr ile beyhûde yarışmam

Küstüm sana ben nâfile yalvarma barışmam

 

Sen belle bunu ey gül-i zîbende-nümâyiş

Yok gayrı derûnumda benim ülfete hâhiş

Gördükde beni eyleme beyhûde nevâziş

Küstüm sana ben nâfile yalvarma barışmam

 

Ömrümde sana bir kerre geçmedi niyâzım

Âşık olayım da ne demek geçmeye nâzım

Bî-lutf u mürüvvet benim ülfet neme lâzım

Küstüm sana ben nâfile yalvarma barışmam

 

Vâsıf bana küsmüş diye halka beni takma

Gönlüm yeni baştan yine âteşlere yakma

Geldikçe dahi meclise benden yana bakma

Küstüm sana ben nâfile yalvarma barışmam

 

           Enderunlu Vâsıf

 

Küçük bir not: Divan edebiyatında ilk şarkı örnekleri 17. yüzyılda Nailî tarafından yazılmaya başlanmıştır. Fakat en güzel örneklerini Nedim vermiştir. Son dönemde ise Enderunlu Vasıf şarkı yazmıştır.

 

Bilinmesi gereken kelimeler:

nâfile                           :           boşuna

beyhûde                       :           gereksiz yere

gül-i zîbende-nümâyiş        :           gösterişli gül (kadar güzel sevgili)

derûn                           :           gönül

ülfet                            :           arkadaşlık, dostluk

hâhiş                            :           istek, arzu

nevâziş                         :           gönül alma

niyâz                           :           dilek, istek

bî-lutf u mürüvvet      :           iyiliği ve insanlığı olmayan

 

Ölçüsü:

mef ‘û lü / me fâ î lü / me fâ î lü / fe ‘û lün

Etiketler : divan edebiyatı, şarkı nazım biçimi, enderunlu vasıf, aruz vezni, nedim, naili 17. yy

Nedim - Gazel

24/12/2007

GAZEL

 

Haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmuş sana

Mey süzülmüş şîşeden ruhsar-ı âl olmuş sana

 

Bûy-ı gül taktîr olunmuş nâzın işlenmiş ucu

Biri olmuş hûy birisi dest-mâl olmuş sana

 

Sihr ü efsûn ile dolmuşdur derûnun ey kalem

Zülfü Hârut’un demek mümkin ki nâl olmuş sana

 

Şöyle gird olmuş Firengistân birikmiş bir yere

Sonra gelmiş gûşe-i ebrûda hâl olmuş sana

 

Ol büt-i tersâ sana mey nûş eder misin demiş

El-amân ey dil ne müşkil-ter suâl olmuş sana

 

Sen ne câmın mestisin âyâ kimin hayrânısın

Kendin aldırdın gönül n’oldun ne hal olmuş sana

 

Leblerin mecrûh olur dendân-ı sîn-i bûseden

Lâ’lin öptürmek bu hâletle muhâl olmuş sana

 

Yok bu şehr içre senin vasfettiğin dilber Nedîm

Bir perî-sûret görünmüş bir hayâl olmuş sana.

Etiketler : gazel, matla, makta, musammat, Nedim