Karar...
23/11/2009
Ani bir kararla blogdaki bütün yazıları sildim. Artık herhangi bir yazı yayınlamayacağım... Hürmetler
Ani bir kararla blogdaki bütün yazıları sildim. Artık herhangi bir yazı yayınlamayacağım... Hürmetler
Senden bilirim yok bana bir fâide ey gül!
Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül
Etsem de abestir, sitem-i hâre tahammül
Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül.
Ellerle o zevk etti ben ateşlere yandım
Çektim o kadar cevr ü cefasın ki, usandım,
Derlerdi kabul etmez idim, şimdi inandım
Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül.
Gördüm açılırken bu seher goncayı hâre
Sordum n'ola bu cevr ü cefa bülbül-i zâre
Bir âh çekip hasret ile dedi, "ne çâre"
Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül.
Bîgâne edâdır bilir ol âfeti herkes
Ümmid-i visâl eyleme ondan emelin kes
Beyhûde yere âh u figân eyleme Nevres
Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül.
Osman Nevres
Cânın kimi isterse görüş gayrı karışmam
Küstüm sana ben nâfile yalvarma barışmam
Haddim bilirim yâr ile beyhûde yarışmam
Küstüm sana ben nâfile yalvarma barışmam
Sen belle bunu ey gül-i zîbende-nümâyiş
Yok gayrı derûnumda benim ülfete hâhiş
Gördükde beni eyleme beyhûde nevâziş
Küstüm sana ben nâfile yalvarma barışmam
Ömrümde sana bir kerre geçmedi niyâzım
Âşık olayım da ne demek geçmeye nâzım
Bî-lutf u mürüvvet benim ülfet neme lâzım
Küstüm sana ben nâfile yalvarma barışmam
Vâsıf bana küsmüş diye halka beni takma
Gönlüm yeni baştan yine âteşlere yakma
Geldikçe dahi meclise benden yana bakma
Küstüm sana ben nâfile yalvarma barışmam
Enderunlu Vâsıf
Küçük bir not: Divan edebiyatında ilk şarkı örnekleri 17. yüzyılda Nailî tarafından yazılmaya başlanmıştır. Fakat en güzel örneklerini Nedim vermiştir. Son dönemde ise Enderunlu Vasıf şarkı yazmıştır.
Bilinmesi gereken kelimeler:
nâfile : boşuna
beyhûde : gereksiz yere
gül-i zîbende-nümâyiş : gösterişli gül (kadar güzel sevgili)
derûn : gönül
ülfet : arkadaşlık, dostluk
hâhiş : istek, arzu
nevâziş : gönül alma
niyâz : dilek, istek
bî-lutf u mürüvvet : iyiliği ve insanlığı olmayan
Ölçüsü:
mef ‘û lü / me fâ î lü / me fâ î lü / fe ‘û lün
GAZEL
Haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmuş sana
Mey süzülmüş şîşeden ruhsar-ı âl olmuş sana
Bûy-ı gül taktîr olunmuş nâzın işlenmiş ucu
Biri olmuş hûy birisi dest-mâl olmuş sana
Sihr ü efsûn ile dolmuşdur derûnun ey kalem
Zülfü Hârut’un demek mümkin ki nâl olmuş sana
Şöyle gird olmuş Firengistân birikmiş bir yere
Sonra gelmiş gûşe-i ebrûda hâl olmuş sana
Ol büt-i tersâ sana mey nûş eder misin demiş
El-amân ey dil ne müşkil-ter suâl olmuş sana
Sen ne câmın mestisin âyâ kimin hayrânısın
Kendin aldırdın gönül n’oldun ne hal olmuş sana
Leblerin mecrûh olur dendân-ı sîn-i bûseden
Lâ’lin öptürmek bu hâletle muhâl olmuş sana
Yok bu şehr içre senin vasfettiğin dilber Nedîm
Bir perî-sûret görünmüş bir hayâl olmuş sana.